DAYDREAMS

Akyaka Bahane, Kite Şahane

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Çok seyahat edenler için bir laf vardır ‘Evin gittiğin yerdir’ diye. Ben de tam anlamı ile böyle hissediyorum işte. Gittiğim yere iki günde alışıyor ve oralı oluyorum. Akyaka’da da sonunda hayal ettiğim ‘sörfçü hayatını’ üç gün de olsa yaşadım ve sanırım Türkiye’de ‘tam bana göre’ olan yazlık yeri buldum.

Akyaka’da hayat benim için tam anlamıyla muhteşem: güne erkenden yoga yaparak başlamak, bütün gün rüzgarlı dalgalı sahilde yanma derdi olmadan sörf yapmak, güneşi dalgalara karşı soğuk bir bira eşliğinde batırmak, üzerine güzel bir akşam yemeği ve tatlı müzikler eşliğinde biraz dans, biraz muhabbet edilen akşamlar.

Bir sörfçünün hayatı nasıl geçiyor merak ediyorsanız mutlaka Akyaka’ya uğramanızı öneririm.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Riders’ Inn üç günlüğüne bizim konaklama yerimiz: hem çok rahat ulaşılabilir ve güzel bir konumda, hem de altındaki barı akşamları tüm sörfçülerin buluşma noktası, çok tatlı ve 15 odalı bir butik otel. Sabahları güne sürekli başımızın üzerindeki kite’a bakmaktan ağrıyan boyun kaslarımızı açmak için yoga seansları ile başlıyoruz. Sonrasında güzel bir kahvaltı ve otelimizin muhteşem kakaolu-kuru üzümlü keki eşliğinde kahve keyfi enerji depoluyoruz.Saat 11:00 gibi rüzgar başlıyor, kitelarımızın başında yerimizi alıyoruz. Kite başında zaman nasıl geçiyor anlamıyoruz bile. Bakıyoruz saat 15:00 olmuş bile, çok acıkmışız, sürekli suyun içinde olmaktan üşümüşüz, parmaklarımızın uçları buruş buruş olmuş ve tuzdan göz kenarlarımız kurumaya başlamış. ‘Bir saat mola verelim mi?’ diyorum hocama hemen. Çıkıyoruz sudan, mayomuzu çıkarıyor ve tabii ki daha kite yapmaya başlamadan hemen birer tane edindiğimiz, dünyanın en harika buluşu havlu elbiselerimizi giyiyoruz. Yarım saat hızlıca yemek, üzerine biraz kestime ve sonrasında rüzgar azalmadıysa tekrar çıkıyoruz düşüp kalkmaya. 18:00 gibi bitiyor rüzgar, kitelar toplanıyor, herkes biraz yorgun, suya girip çıkmaktan gözler biraz kanlanmış. Yorgunluk biralarımızı alıyor ve gün batımı ve yorgunluğumuzun keyfine varıyoruz. Sonrasında eşyalarımızı, terliklerimizi otele bırakıp çıplak ayak yürüyoruz Azmak kenarından Vira Vira’nın oraya ve buz gibi suda kendimizi akıntıya bırakıyoruz. Otele kadar sürüklenip sudan çıkıyoruz, vucüt ısımızın normale dönmesi bir 10-15 dakika alıyor. Bu sırada havuzda biraz ısınırken espresso martini’lerimizi içiyoruz. Akşam yemeği sonrası ise tekrar otelimize dönüyoruz muhabbet ve dans edip takılmaya. 24:00 gibi müzik bitiyor, ne yapılacak bundan sonra konuşuluyor bir süre daha takılıyoruz. Bundan sonra başka yerde içmeye devam edenler, gece 3:00’de Azmak’a girenler, Marmaris’e gidenler filan oluyormuş ancak biz bu sefer ilk kite deneyemimizin yorgunluğundan dolayı böyle çılgınlıklar yapmıyoruz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Klasik bir gün böyle geçip gidiyor Akyaka’da. ‘Rüzgar var mı bugün? Kaçta çıkacakmış rüzgar?’ sorularına göre yapıyoruz günlük planımızı. Bir sabah da atlıyoruz paddle boardlarımıza ve Akçapınar Köyü’ne doğru çekiyoruz küreklerimizi. Saat sabah 08:00, su dümdüz, etraf sessiz. Sazlıkların arasından süzülerek 40 dakikada varıyoruz köye. Yine çıplak ayak, mayolarımızla sokaklardayız:) Tostçuda menemen olduğunu öğrenince tabii acıkmış olmamızın da etkisiyle sofrayı donatıyoruz. Akçapınar tostçusu bizden tam not alıyor. Dönüş yolunda maalesef biraz geçe kaldığımızdan rüzgar çıkmış bile, yarım saatte geldiğimiz yolun yarısını gidemiyoruz bile ve neyse ki ufak bir tekne tarafından ipe dizilerek kurtarılıyoruz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Akşamları aslında pek uzun uzadıya rakı-balık yapmaya vakit kalmıyor, altıda otele varıp dokuzbuçukta tekrar akşam programına yetişmeye çalıştığımızdan. Ancak yine de biz eksik kalmadık rakı-balık keyfimizden. İlk akşam Vira Vira’da yedik. Otele çok yakın, Azmak kenarında, mezeleri gayet güzel, salaş bir balıkçı. İkinci akşam ise Olta Balık Restoran’daydık. Bir 10-15dk sürüyor buraya yürümek. Bayram kalabalığı nedeni ile servis biraz yavaş ve siparişlerimiz sırasız geldi. Buraya mekan olarak pek bayılmasam da kendileri şimdiye kadar yediğim en iyi balıkçı tatlısını yapıyor. ‘Olta Special’ krep içerisinde helva üzeri tahin, bal ve dondurmalı. Göz bebeklerinizin büyüdüğünü tahmin ediyorum bunu okurkenJ Pantentini bile almışlar bu tatlının. Eğer Akyaka’ya gider de bunu yemeden dönerseniz bir ömür boyu pişmanlık duyabilirsiniz. Eğer balık istemezseniz bir de Rüzgar var. Gerçekten çok rüzgarlı, saçınızı toplamanız lazım yemek yerken. Et ve deniz mahsülleri var ama ıstakozlu, deniz taraklı yemekler filan. Kızlar et yedi, ben ıstakozlu makarna. Pek bayılmadım ama balık istemezseniz gidilebilir. Biz kahvaltı ve kahve keyfimizi hep otelde yaptığımızdan gidemedik ama Assos Express diye de bir üçüncü dalga kahveci var, kahvaltı sonrası cold drip içmek isterseniz yer burası. Bir de giedemediğimiz ama aklımızda kalan Halil’in Yeri var, yine balıkçı.

Üç günün sonunda boardu ayağımıza taktık ve rüzgarı alıp boardun üzerine çıkmaya çalışmalarına başladık. Ben bir kez çıktım, çok kısa gidip düştüm. Tam başlıyorken ve sörf hayatına alışmışken hem Akyaka’nın hem de kite’ın tadı damağımızda kalarak döndük.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Ne demiş ünlü gezgin Jack Kerouac ‘Live, travel, adventure, bliss and don’t be sorry.’

Aloha.

Deniz Orbay.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s