Food

Akşam Yemeğe Nereye Gidelim ?

İyi yemek yemek, güzel şarap içmek ve keyifli vakit geçirmek benim için her zaman önceliktir. Kötü yemek yerine yemek yememeyi tercih eden bir insan olarak benim için çok önemli bir soru ‘Akşam yemeğe nereye gidelim?’ Tabii ki nasıl bir akşam geçirmek ve nasıl bir ortamda bulunmak istediğinize göre değişkenlik gösterebilen cevaplar olmakla beraber benim vazgeçemediğim, mutlaka seçeneklerim arasında yer alan mekanlar var.

Genel olarak ufak, sıcak ve samimi yerleri seviyorum. Bence yemek kadar ışıklandırma, atmosfer, ortaya gelen ekmek ve tereyağı, hatta tuvaletlerin restoran dekorasyonu ile uyumu dahi önemli. Bardaklar benim takıntımdır; mutlaka ince cam olmalı. Bir de ‘Şu’su çok güzel’ diyeceğim bir yemeği veya tatlısı mutlaka olmalı, sırf onu yemek için oraya gidebilmeliyim.

Yeni Lokanta her zaman ilk sırada benim için. Yemekleri, şarap menüsü, kokteylleri, ışıklandırması, ekmeği, tereyağı kısacası herşeyi çok güzel. Sahibi şef Civan Er altı yıl boyunca Müzedechanga’nın şefiydi. Kullanılan tüm malzemeleri Anadolu’dan getiriyor. Menüdeki soğuk-sıcak mezeler ve ana yemeklerin ortak teması geleneksel Türk öğünlerine serpiştirilmiş umulmadık tatlar. Öncelikle isli tereyağı ve ekmeklerine karşı koyamıyorsunuz. Kuru patlıcanlı Vejeteryan Mantı, balkabağı ve naneli odun fırınında pekmez ve sumak ekşili Kuzu İncik ve tatlı olarak Tuzlu Karamel ve Mahlepli Pelte, bunları yemeden ölmeyin. Ağzımın suyu aktı bile! Kokteylleri de müthiştir, yemekten önce veya sonra mutlaka deneyin. Benim favorim zencefilli, hafif ekşi ve taze Fuki.

Yeni-Lokanta.jpg

1080.jpg

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İkinci tercihim Armutlu’daki Lokanta Armut olur. Tasarımı minimalist, menü de öyle. İddiasız ve gösterişten uzak. Masaya oturduğunuz anda yine karşı koyamayacağınız acılı, fıstıklı ve sarımsaklı üç farklı tereyağı ile ızgaradan yeni çıkmış sıcacık ekşi mayalı ekmek dilimleri karşılıyor sizi. Ben acılısını seviyorum. Menü tek sayfa, az ve öz. Sayfalarca menüye sahip restoranlar bana açık büfede yemek gibi geliyor. Az olsun, öz ve iyi olsun her zaman tercihimdir. Menü mevsimsel lezzetlere göre aylık değişkenlik gösterebiliyor ancak bazı demirbaşlar var. Başlangıçlardan Çilekli Roka Salatası ve Stracciatella, ana yemeklerde firik risottolu Kuzu Tandır ve tatlı olarak ise deniz tuzlu karamelli Baharatlı Çikolatalı Tart favorimdir.

lokanta_armut_1

lokanta_armut_6

Sonrasında Neolokal var. Öncelikle Haliç’e bakan muhteşem bir manzarası var, Salt Galata’nın en üst katı. Neolokal’in kurucusu ve şefi Maksut Aşkar’ın ‘özümüze dönüş’ anlayışı ile hazırladığı menüdeki her yemeğin bir hikayesi var. Servis edilen her yemek ile birlikte o yemeği anlatan bir kart geliyor masanıza. Çağdaş Sanat Yemek Festivali lansmanında demosunu izlerken söylediği bir cümle menüsünü çok iyi anlatıyor aslında ve beni çok etkilemişti: ‘Geleneği olmayanın geleceği olamaz’. Yani geleneklerimizi geleceğe taşıyan tatlar var menüde. Çamlıhemşinden gelen tereyağları ekmeksiz yenecek derecede güzel. Başlangıçlardan çilek rakısında Marine Minekop, çimçim karidesli deniz börülcesi Mücver ve pancar suyuna Kuskus bayıldıklarım arasında. Ana yemeklerden ise Minekop Buğulama ve Kuzu Mutancana. Yeriniz kalırsa Baklava ve Ceviz Şekerlemesi ile son vuruşu yapın.

1-1

1-2

Biraz daha deneyim yaşamak isteyeceğiniz bir akşam yemeği ise Alancha ve Mikla’yı öneririm. Alancha Şef Kemal Demirasal’ın Anadolu mutfağını modern ve sıra dışı bir yemek deneyimine dönüştürme serüveni. S.Pellegrino Marka Müdürlüğü yaptığım dönemde bu restoranı ‘S.Pellegrino 50 Best’e (Dünya’nın en iyi 50 restoranının seçildiği liste)  girmesi için açtığını söylemişti ki girdi de. Ben Alaçatı’daki yerlerini daha çok seviyorum. Burada yemek tam bir deneyim, her tabakla eşleşmeli değişen şarapları ile tadım menüsü denenmeli. Hayatımda yediğim en büyük porsiyonlu ve geniş tadım menüsü, 3 saat yemek yemeye hazır olun! Büyük Göç Anadolu Tadım Menüsü, altı ay süren yoğun bir araştırmanın ardından Anadolu mutfağının köklerinden ve Kavimler Göçü tarihinden yola çıkılarak hazırlanmış. Menü yerel üreticilerden mevsimsel ve taze malzemeler kullanılarak oluşturulmuş. Altı tadımlık iştah açıcı, Kuzu Tandır’dan Tuzda Balık’a yedi farklı lezzet ve yine altı tadımlık tatlı ve kahveden oluşan zengin bir menü. Kendi üretimleri artisan meyve suları da dikkate değer. Sezona göre değişen altı farklı meyve suyu karışımı yemeklerle eşleştiriliyor. Kokteyl barı da nadir Mixology barlardan. Ne tatlar sevdiğinizi söylüyorsunuz ‘gerçekten’ size özel ve muhteşem bir kokteyl yapıveriyor barmen.

012015-05-16-15-35-15

alancha-6

Mikla ise Mehmet Gürs’ün rastoranı, ki kendisi Türkiye’deki en iyi ve yakışıklı şefdir kanımca. Burası tam anlamı ile bir ‘fine-dining restoranı’. Yani  geleneksel tarifler farklı yorumları ve farklı pişirme teknikleri ile önünüze geliyor. Amaç tıka basa doymak değil, deneyim yaşamak. O nedenle açık fikrli değilseniz ve ‘Tabaklar çok ufaktı ama’ diyen tiplerdenseniz gitmeyin sonra bana kızarsınız:) Örneğin bu ‘Signiture Dish’ denilen imza tabakları ‘Balık – Ekmek’. Bence tadım menüsü tercih edilmesi ve deneyim yaşanması gereken bir mekan. Bence İstanbul’un en güzel tarihi yarımada manzarasına sahip, The Marmara Pera’nın en üst katında.

anatolia-mehmet-gurs-mikla-cem-talu-2000x1500

mikla-balik-ekmek-kopya

Geleneksel Türk Mutfağı’nın modern ve farklı yorumları dışında Uzakdoğu mutfağını ve bol baharat seviyorum. Ne yazık ki sushi dışında Uzakdoğu yemeği yiyebileceğiniz çok az yer var İstanbul’da. Pera Thai ise bence en başarılısı. Adından da anlaşılacağı gibi Pera’da yer alıyor. İstanbul’un en eski Tayland restoranı Pera Thai, 2001 yılında açılmış. Klasik lezzetler, Taylandlı kadın aşçılar tarafından, taze ve aslına uygun olarak hazırlanıyor. Sade, şık ve samimi bir atmosferde, iyi zaman geçirmek, iyi ve farklı bir yemek yemek isterseniz doğru adres. Dim Sum; tavuklu ekmek ve Tayland mantısı, Yum Woon Sen; acılı şeffaf noodle salatası ve Pad Thai ; Tayland usulü noodle favorilerim arasında. Şarap menüsü çok güzel ama baharatlı yemeklerin yanında taze servis ettikleri ferahlatıcı karpuz suyuna da bayılıyorum. Yerim kalırsa yeşil çay ve nane-çikolata parçalı dondurma yemeği sonladırmak için tercihim.

0s2a1675-copy_1-kopya

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Italyan mutfağını da sevmeyen yoktur sanırım. Maalesef başarılı bulduğum bir Italyan restoranı yok İstanbul’da, belki Antica Locanda. Bu nedenle söz konusu Italya mutfağı olunca pizza ve şarap her zaman tercihim. Miss Pizza Şişhane  gitmeyi en sevdiğim yerler arasında ve bence İstanbul’daki en iyi pizzacı. Avakado Caprese, Prosciutto & Kavun ortaya söylenmesi gereken başlangıçlardan. Pizzaların hepsi çok iyi, artık gittiğiniz ekip neli yemek istiyorsa ona göre ortaya söyleyin. Upper Crust ve Emirgan Pizza’da başarılı ve tatlı pizzacılardan.

sis-2

pizza-3-kopya

Son olarak bir de balıkçı eklemesem olmazdı. En sevdiğim Kandilli’deki Suna’nın Yeri. Rezervasyon almıyorlar. Havanın güzel olduğu, dışarıda oturabileceğiniz bir gün saat 19:00 civarı Arnavutköy – Bebek iskelelerinden Kandilli vapuruna atlıyın, Kandilli İskele yanında deniz kenarındaki masalarından birini kapın ve gün batımına, boğaza karşı kaldırın kadehlerinizi. Camii yanında olduğundan içki ruhsatı yok ancak rakı veya şarabınızı kadeh olarak alabiliyorsunuz. Mezeler, balıklar hepsi taze ve güzel. Gün batımı rakısı için bence nihai lokasyon.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bir de seyahat ediyorsam mutlaka gideceğim yerler var. İzmir’deysem mutlaka Balıkçı Hasan. Buğulama ve normalde bir balıkçıda belki de hiç yemediğiniz Deniz Mahsüllü Makarna’yı taptaze deniz mahsülleri ile çok iyi yaparlar. Izgara veya Soyalı Kalamar, Pazılı Karides ara sıcaklardan denenmesi gerekenler. Son olarak sadece Sufle diyorum, üzerine de Türk Kahvenizi için ve gözlerinizi kapayın.

Çeşme’deysem Asma Yaprağı. Alaçatı’da binlerce otel, café ve restoran açıldı ama Asma Yaprağı kadar başarılı olan, hatta yanına yaklaşan bile olamadı. Öncelikle buranın bahçesine, atmosferine, tabaklarına, bardaklarına, sürahilerine, masalarına, vazolarına…kısacası herşeyine bayılıyorum. Herşey doğal ve yalın. Sonra tabii ki yemekleri geliyor; Ege mutfağı, otlar, sebzeler…mis. Seçim yapmak zor, ortaya söyleyin, paylaşın. Balkabaklı Kek ise bir balkabağı hastası olarak her zaman ‘tatlıya yer ayırıyorum’ dememi sağlayan bir lezzet.

Bodrum’daysam Orfoz. Lezzet patlaması yaşayacağınız ve kabuklulara doyacağınız bir yer. Deniz kestanesi, deniz tarağı, istiridye gibi kabukluları nadir bulabileceğiniz yerlerden. Zeki Müren’in evine yakın, manzarası olmayan, yaklaşık 40 kişilik küçük bir restoran. Yemek listesi yok; kendinizi garsona teslim ediyorsunuz. Yemekler size sorulmadan, art arda getiriliyor, her seferinde ayrıntılı bilgi veriliyor. Bir noktaya gelince “Tamam mı, devam mı?” diye soruluyor. Bodrum’daysam diğer tercihlerim Gümüşlük Mimosa, Limon ve Bitez Bağ Arası olur. Gümüşlük Limon’da Kızılcık Votka  veya Mimosa’da rakı-balık eşliğinde bir gün batımı yaşamanız şart. Bağ Arası ise gerçekten bir bağ arasında, portakal bahçelerinin ortasında, ağaçların altında bir restoran. Ağaçlardan lambaların sarktığı, arkada Barış Manço, Zeki Müren, Sezen Aksu’nun nostalji şarkılarının çaldığı, bol çiçekli, bol oksijenli bir ortam. Günlük taze ev yemekleri, temiz hava, bol oksijen.

Orfoz

12

Limon

main

Datça’daysam Selimiye’deki Sardunya. Datça Aktur’da yazlığımız olduğundan ve bebkliğimden beri yazları buralarda bulunduğumdan vazgeçilmez bir yerdir benim için. Selimiye Datça’dan 1,5 Marmaris’ten 1 saat uzaklıkta. Türkiye’de gidilmesi gereken balık restoranlarından biri kesinlikle. Gün batımında masaya oturulması gerekir, meze ve balıkları harikadır. Muhteşem Sufle ve Cheesecake yaparlar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Antalya’daysam geniş menüsü ve her çeşit yemeği balık – et – sebze, hepsini çok başarılı yapan, bence Türkiye’nin en iyi restoranları arasında yer alabilecek kural bozan restoran Yedi Mehmet. Çilek, Avokado ve Brokolili Salata, Sodalı Kabak Kızartma, İç Pilavlı Kuzu Tandır, son gittiğimde yediğim İstavrit, Tahin, Kaymak ve Cevizli Balkabağı Tatlısı sayabileceğim birkaç lezzet sadece. Herşeyi yapan ve çok da iyi yapan bir yer burası. Sevmediğim o kalabalık menüye sahip olmalarına rağmen hakkını veriyorlar.

Son olarak Ankara’daysam, ki Ankaralı olduğumdan sık sık bulunuyorum Zoya’nın Mutfağı. Maalesef ki böyle bir yer yok:) Zoya anneannemin Gürcü bakıcısıydı, 12 seneye yakın bizimle yaşadı ve ailemizin bir parçası oldu. Yemek konusunda Ankara’da gittiğim tüm restoranları açık ara geride bırakır. Su Böreği, Zeytinyağlı Patlıcan Yemeği, Mısır Ekmeği, Gürcistan’da getirdiği peyniri, Mücver’i, devasa kabaran Kuru Meyveli Keki, Gürcü şarabı ve votkasıyla şölen bir yemek hazırlar. Anneannem vefat ettiği için artık sürekli bizimle değil ancak babaannemin bakıcısı Maria’nın yemekleri de Zoya’yı aratmaz.

Hayat kötü yemek yemek için çok kısa. Afiyet olsun.

Deniz Orbay.

P4280524.jpg

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s