Daydreams

İstanbul Kokteyl Festivali

Geçtiğimiz haftasonu imza kokteyller, yenilikçi sunumlar, her seviyeden kokteyl meraklıları için atölye çalışmaları, dünyaca ünlü, ödüllü miksolojistlerin şovları ve özgün, yerli müzisyenlerin performanları ile dolu iki ayrı ‘İstanbul Kokteyl Festivali’ düzenlendi. 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Votka – tonik bile değil – Redbull ile Ankara’da geçen Üniversite yıllarından sonra kokteyl dünyası ile ilk tanışmam Italya’da gerçekleşti. O zamanlar tercihlerim Mojito, Votka Sour Maracuja (Passion Fruit), Çilekli Frozen Daiquiri gibi votka veya rum bazlı ve tatlı kokteyllerden yanaydı. Bu tercihlerim ve gittiğim sayısız Aperitivo sonucu ilk altı ayı altı kilo ile kapatmıştım 🙂

Bugün ise yeterince ülke gezmiş, kokteyl tatmış ve eğitim almış biri olarak kokteyl hazırlama konusunda olmasa bile tatma ve birkaç kalem yazı yama konusunda yeterli donanıma sahibim diye düşünüyorum.

Kokteyller aslında çok eski bir geçmişi ve tarihi olan ancak son birkaç yıldır tekrar hayatımıza giren ve gelişen içecekler.

Kokteyller Amerikan buluşu olarak düşünülse de kökeni İngiliz punch’ından (meyve suyu, baharatlar ve diğer tatlarla karıştırılmış, büyük bir kasede servis edilen içki) ilham alıyor. Amerika’da 1806 yılında The Balance adlı dergide kokteyl ilk kez kelime olarak tarif ediliyor; “Herhangi bir yüksek alkollü içkiye, su ve bitter olarak adlandırılan aromatik içeceklerin karıştırılmasıyla elde edilen, uyarıcı ve rahatlatıcı bir içki.”

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Kokteyllerin çıkış amacı uyarmak ve keyif vermek olsa da Jerry Thomas sayesinde barmenliğin karışım hazırlamanın ötesinde gerçek bir sanat haline dönüştü.

Amerika’nın ve Avrupa’nın birçok yerinde barmenlik yapmış olan Jerry Thomas Mixoloji’nin Babası olarak bilinir ve yazmış olduğu ilk kapsamlı tarif kitabı Barmen Rehberi (veya İçki Karışımı Nasıl Hazırlanır) barmenler için standart belirleyici nitelikte bir ansiklopedi oldu.

Amerika’da 20’lerdeki içki yasağı ‘Prohibition’ dönemi kokteyl tüketimini hafif bir sarsıntıya uğrattı.

Bu dönemde en yetenekli barmenlerin çoğu Avrupa’ya gitti. Bu yasakların sonucunda aslında istenilenin tam tersi oldu; yasal olmaya içki üretimi ve tüketimi gizli olarak devam etti, hatta arttı ve çeteler ortaya çıkmaya başladı. Bunun yanı sıra, speak easy denilen gizli barlar yayıldı. Pek sevdiğim Great Gatsby filminiz izlediyseniz çok güzel anlatır o dönemi 🙂

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yasak dönemi sonrası damıtım evlerinin tekrar işler duruma gelmesi biraz zaman alsa da rom kullanımı yükselişe geçti. Birçok lüks otelde Tiki konsepti ile Küba ve Hawaii esintili barlar açıldı. Tiki çılgınlığı kokteyl kültürlerine tekrar dikkat çekti ve 20. yüzyılın ortalarında kokteyller tekrar yükselişe geçti.

1950’lerde Amerika’da Votka hızlı bir şekilde kokteyl sahnesine girdi.

Bir pazarlama dahiliği sonucu bütün barlarda yerini alan vokta birçok kokteylin temeli olarak kullanılmaya başlandı. Bunlardan o dönemde en popüler olanı votka, zencefilli bira, lime, salatalık ve kırık buz ile bakır kaplarda servis edilen Moscow Mule kokteyli. Bu reçetenin barlarda hızla yayılması sonucunda, Moscow Mule, New York’tan Los Angeles’a tüm barların menüsünde yerini aldı. Bu akım baharatlı domates suyu ve votka ile hazırlanan ve günümüzde hala klasikler arasında yer alan Bloody Mary ile devam etti.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

1970’lerde ve 80’lerde satış ve pazarlama kaygısı, daha fazla miktarda alkol satmak istenilmesi sonucu kokteyllere verilen özen azaldı. New York’un ikonik barı Rainbow Room‘da efsanevi barmen Dale Degroff tarafından yönetilen, ılımlı ama iddialı bir barmen grubunun Thomas‘ın zamanının klasik kokteyl kültürünü yeniden canlandırmaya başladığı, tarihsel değerleri ve sıkı kalite standartlarını bir zanaat haline getirdiği 90’lı yıllara kadar kokteyl tüketimi düştü.

Günümüzde ise birçok alanda olduğu gibi kokteyl dünyasında da eskiye dönüş, doğal tatlara ve deneyim bazlı sunumlara bir eğilim var.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Aynı kahvede olduğu gibi kokteyl dünyasında da nicelik, tüketim ve hacimden, nitelik, deneyim ve zanaatkarlığa kayan bir eğilim var. Miktardan çok kaliteye özen gösterilmesi sonucunda yeni teknikler ve yeni tatlar ortaya çıkıyor. Taze ve yerel malzemelerin kullanıldığı yeni reçetelerin arayışı kokteyl dünyasına büyük zenginlikler katmaya devam ediyor.

Türkiye’de ilk kez bu büyüklükte, hem de aynı anda iki tane kokteyl festivali düzenlenmesi bunun en büyük göstergesi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Cumartesi ve Pazar Uniq İstanbul’da iki gün olarak gerçekleşen festivalde atölyeler çok önceden dolmuş olduğundan katılamadım ancak koca buz kütlelerini keserek küre buz yaptığımız Negroni workshop’ı çok havalı oldu diyebilirim.

Kozmonot’un önünde hep bir sıra vardı. Burada keşfettiğim İzmir’de bir mekan olan Edit&Chill‘in standına bayılmakla beraber Rose – Honey Margarita’sını da çok sevdim. Bir de son iki senedir akşamüzeri kokteyli olarak hoşuma giden Espresso Martini’nin tarçınlı ve vanilya votka ile ve Kahlua ekleyerek yeniden yorumlayan Federal Coffee‘nin Federal Martini’si lezzet bombasıydı.

Kokteyl tadımları sonrasında pek bir sevdiğim Kozmonot Osman eşliğinde göbekler atarak Cumartesi gününü sonlandırdık.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Pazar günü Küçükçiftlik Park’taki festivalde ise 5 Cocktails & More, Finn Karaköy, Geyik Coffee Roastery & Cocktail Bar, Lucca, Room + Rumours gibi kokteyl dünyasına yön veren mekanlar bir aradaydı. Mekan büyük, nasıl dolacak derken öğleden sonra oldukça yoğun bir kalabalık vardı. Yine birtakım sanatçılar ve neredeyse her hafta burada sahne alan Jabbar canlı performans sergiledi. İlk kez dinlediğim grup Palmiyeler her şarkı birbirinin aynısı gibi gelse de çok tatlıydı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

PA221362.jpg

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Hangisi daha iyiydi? Mekan olarak Küçükçiftlik Park, içerik ve müzik olarak Uniq.

Bugün kokteyl tercihlerime gelince, aslında favori bir kokteylim yok, günün anına, moduma, mevsime ve bulunduğum yere göre tercihim değişiyor. Genelde kokteyl seçerken önce ne bazlı birşey içmek istiyorum onu seçiyorum; genellikle cin, yemekten önce ise prosecco veya yemekten sonra ise akşamın planına göre viski veya konyak da olabilir. Sade ve yalın, 3 en fazla 4 içerikten oluşan karışımları ve tat olarak genelde ekşi, bitter ve bazen de acı tatları tercih ediyorum. Bu aralar günün her anı içilebilen, dengeli ve hafif bir kokteyl olan Aperol Spritz elimden düşmüyor, bir de ara ara kendimi Hawaii’de elimde Pina Colada veya Bali’de gerçek hindistan cevizinden bir Tiki Kokteyl içerken hayat ediyorum. Sanırım tatile ihtiyacım var.

Sevgiler,

Deniz Orbay.

ps. Sene başında simultane çeviri yapmak sureti ile neredeyse ezberlediğim Kokteyl Trendleri sunumu sonrası Kokteyl ve Bar Trendlerini yazmıştım, ona da bir göz atmak isterseniz tıklayınız.

IMG_9020

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s